loader image

Tecavüze Uğradım – Suçlu Ben Miyim?

Tecavüze Uğradım – Suçlu Ben Miyim?

Tecavüze Uğradım - Suçlu Ben Miyim - kapak resim İÇERİK UYARISI:
Bu yazı cinsel saldırı, tecavüz, travma, bedensel tepkiler ve kendine zarar verme gibi hassas konuları ele almaktadır. Okurken zorlandığınızı hissederseniz ara verebilir, güvendiğiniz bir kişiden veya ruh sağlığı uzmanından destek alabilirsiniz.

Tecavüz ve cinsel saldırı haberleri toplumda kısa süreli bir şok ve öfke yaratır. Ancak haber gündemden kalktığında, cinsel saldırıya maruz kalan kişinin yaşadığı psikolojik, bedensel ve sosyal sorunlar devam eder. Adli sürecin başlaması veya saldırganın cezalandırılması da travmanın etkilerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Cinsel saldırı sonrasında kişi yalnızca yaşadığı olayla değil, çevresinden gelen sorgulamalarla da mücadele etmek zorunda kalabilir. Ne giydiği, neden orada bulunduğu, neden direnmediği veya neden daha önce şikâyetçi olmadığı sorgulanabilir. Böylece saldırganın sorumluluğu ikinci plana itilirken, mağdurun davranışları tartışılmaya başlanır.

Oysa cinsel saldırının sorumluluğu, saldırıyı gerçekleştiren kişiye aittir. Mağdurun kıyafeti, davranışları, geçmiş ilişkileri, alkol kullanması, saldırganı tanıması veya olay sırasında direnememesi bu gerçeği değiştirmez.

Bununla birlikte cinsel saldırıya maruz kalan birçok kişi, dışarıdan yöneltilen suçlamalar olmasa bile kendisini sorgulayabilir. Özellikle saldırı sırasında ortaya çıkan istemsiz bedensel tepkiler, yoğun utanç ve suçluluk duygusuna neden olabilir.

Cinsel Saldırı Sırasında Bedensel Tepki Rıza Değildir

Cinsel travmalarla ilgili en az konuşulan konulardan biri, saldırı sırasında bedenin istemsiz şekilde tepki verebilmesidir. Kişinin zihni ve duyguları yaşananları reddederken, bedende ıslanma, sertleşme, boşalma veya orgazma benzeyen tepkiler görülebilir.

Bu durum, saldırıya maruz kalan kişinin yaşadıklarını anlamlandırmasını zorlaştırabilir. Kişi bedeninin verdiği tepki nedeniyle olaydan zevk aldığını, saldırıyı istediğini veya yaşananlardan kısmen sorumlu olduğunu düşünebilir.

Ancak bedensel uyarılma ile cinsel istek ve rıza aynı şey değildir.

İnsan vücudunda birçok fizyolojik süreç irade dışında gerçekleşir. Kalp atışı, terleme, titreme, kasların gerilmesi ve genital bölgede ortaya çıkan fiziksel tepkiler her zaman kişinin düşünceleri ve duygularıyla uyumlu değildir. Beden fiziksel bir uyarana otomatik olarak karşılık verebilirken kişi aynı anda yoğun korku, tiksinti, çaresizlik veya kopukluk yaşayabilir.

Bu nedenle cinsel saldırı sırasında ortaya çıkan ıslanma, sertleşme, boşalma veya orgazm, kişinin saldırıya rıza gösterdiğini kanıtlamaz. Rıza, kişinin baskı, tehdit, korku veya manipülasyon altında kalmadan özgürce verdiği onaydır. Bedensel tepki ise istemsiz bir fizyolojik süreç olabilir.

Saldırganlar zaman zaman bu tepkileri cinsel saldırıya maruz kalan kişiyi manipüle etmek amacıyla kullanabilir. “Bedenin tepki verdiğine göre sen de istedin” biçimindeki ifadeler bilimsel ve psikolojik açıdan geçerli değildir.

Bedenin otomatik tepkisi, saldırganın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz!

Direnememek ve Donma Tepkisi

Cinsel saldırıya maruz kalan kişiler, olay sırasında bağırmadıkları, kaçamadıkları veya fiziksel olarak karşı koyamadıkları için de kendilerini suçlayabilir.

Tehlike anında insan sinir sistemi yalnızca savaşma veya kaçma tepkisi vermez. Bazı kişilerde donma, bedenden kopma veya saldırganı sakinleştirmeye çalışma gibi otomatik hayatta kalma tepkileri ortaya çıkabilir.

Donma tepkisi sırasında kişi hareket etmek veya konuşmak istese bile bunu gerçekleştiremeyebilir. Olayın gerçek dışı olduğunu hissedebilir, çevresindeki sesleri uzaktan duyabilir veya yaşananları dışarıdan izliyormuş gibi algılayabilir. Psikolojide bu tür kopukluk deneyimleri dissosiyatif tepkiler kapsamında değerlendirilebilir.

Saldırganla mücadele edememek veya olay sırasında pasif görünmek, rıza göstermek anlamına gelmez. Bu davranışlar kişinin bilinçli tercihi değil, sinir sisteminin tehlike karşısında geliştirdiği otomatik tepkilerdir.

Tecavüz Sonrası Suçluluk ve Utanç

tecavüze uğradım depresyonTecavüz sonrası suçluluk duygusu, travmanın en ağır sonuçlarından biridir. Kişi yaşanan olayın sorumluluğunu saldırganda görmek yerine kendi davranışlarını sorgulamaya başlayabilir.

Neden oraya gittiğini, saldırgana neden güvendiğini, neden tehlikeyi önceden fark etmediğini veya neden daha fazla direnmediğini düşünür. Olayı hemen bildirmemiş olmak da suçluluk duygusunu artırabilir.

Travma sonrasında zihnin bu tür sorulara yönelmesi, yaşananlar üzerinde yeniden kontrol kurma çabasıyla ilişkili olabilir. “Farklı davransaydım bu olay yaşanmazdı” düşüncesi, olayın tamamen başka bir insanın şiddet içeren davranışından kaynaklandığını kabul etmekten daha kolay gelebilir.

Ancak saldırganın davranışlarını önceden tahmin etmek veya engellemek mağdurun sorumluluğu değildir.

Cinsel saldırı sonrasında duş almak, kıyafetleri değiştirmek, saldırganla yeniden konuşmak, olayı uzun süre kimseye anlatmamak veya şikâyetçi olmamak da saldırının gerçekleşmediği anlamına gelmez. Travma yaşayan kişiler olay sonrasında birbirinden çok farklı tepkiler gösterebilir.

Bazı kişiler yoğun biçimde ağlarken bazıları duygusal olarak hissizleşebilir. Bazıları olayın ayrıntılarını net biçimde hatırlarken bazılarının anıları parçalı olabilir. Travmaya verilen tek ve değişmez bir tepki bulunmaz.

Cinsel Travmanın Psikolojik Etkileri

Tecavüze Uğradım Panik Atak Cinsel saldırı sonrasında ortaya çıkan belirtiler, kişinin geçmişine, yaşadığı olayın niteliğine, çevresinden aldığı desteğe ve devam eden güvenlik koşullarına göre değişebilir.

Travma sonrasında olayın istemsiz biçimde hatırlanması, kabuslar, uyku sorunları, yoğun kaygı, panik ataklar, insanlara güvenememe ve yakın ilişkilerden kaçınma görülebilir. Bazı kişiler olayın belirli bölümlerini hatırlamakta zorlanırken bazıları en küçük ayrıntıları sürekli yeniden yaşayabilir.

Bunun yanında duygusal uyuşma, öfke, utanç, değersizlik hissi, dikkat sorunları, bedenden kopmuş gibi hissetme ve cinsel yaşamda değişiklikler görülebilir. Bu belirtiler travma sonrası stres bozukluğu ile ilişkili olabileceği gibi her kişide aynı yoğunlukta ortaya çıkmak zorunda değildir.

Cinsel travmanın etkileri yalnızca zihinsel değildir. Baş ağrısı, kas gerginliği, mide ve bağırsak sorunları, çarpıntı, nefes darlığı veya kronik yorgunluk gibi bedensel yakınmalar da görülebilir.

Bu tepkiler kişinin zayıf olduğunu göstermez. Sinir sistemi yaşanan tehlikeyi geride bırakmakta zorlandığında, beden ve zihin tehlike hâlâ devam ediyormuş gibi tepki verebilir.

Travmanın Tekrarı (Trauma Reenactment) ve Riskli Davranışlar

Tecavüze Uğradım DissosiyasyonBazı cinsel saldırı mağdurlarında ilerleyen dönemlerde kendine zarar verme, yoğun madde kullanımı, sağlıksız ilişkiler veya riskli cinsel davranışlar görülebilir. Bu davranışlar her cinsel saldırıya maruz kalan kişide ortaya çıkmaz ve travmanın zorunlu sonuçları değildir.

Bununla birlikte bazı kişiler kendilerini tekrar tekrar benzer ilişki kalıpları içinde bulabilir. Güvenli olmayan ilişkiler tanıdık gelebilir, sınır koymak zorlaşabilir veya kişi kendisini korunmaya değer görmeyebilir.

Travmanın yeniden canlandırılması olarak adlandırılan süreçte kişi, geçmişte kontrol edemediği bir durumu farkında olmadan yeniden kurmaya çalışabilir. Ancak bu süreç yalnızca tek bir psikolojik mekanizmayla açıklanamaz. Düşük özdeğer, dissosiyasyon, bağlanma sorunları, öğrenilmiş ilişki kalıpları ve duyguları düzenleme güçlükleri de etkili olabilir. Dissosiyasyon, kişinin kendisinden, bedeninden, duygularından veya yaşanan andan kopmuş gibi hissetmesidir.

Kontrolü Yeniden Kazanma Çabası

Cinsel saldırı sırasında kişi bedeninin ve hayatının kontrolünü kaybetmiş olabilir. Daha sonra benzer durumlara yeniden girerek bu kez kontrolün kendisinde olduğunu hissetmeye çalışabilir. Ancak bu çaba bazen yeni zararların ortaya çıkmasına neden olabilir.

Kendini Cezalandırma

Kendisini yaşananlardan sorumlu tutan kişi, iyi ve güvenli bir hayatı hak etmediğine inanabilir. Bu düşünce, kendine zarar veren davranışları veya sağlıksız ilişkileri sürdürmesine yol açabilir.

Duygusal Uyuşmayı Aşma İsteği

Ağır travmalar sonrasında bazı kişiler hiçbir şey hissedemiyormuş gibi olabilir. Riskli davranışlar, yoğun ilişkiler veya madde kullanımı geçici olarak yeniden bir şeyler hissetmelerini sağlayabilir.

Bu davranışlar ahlaki zayıflık veya bilinçli bir kötülük tercihi değildir. Travmanın etkileri anlaşılmadan yalnızca davranışın kendisine odaklanmak, kişinin suçluluk ve utanç duygusunu daha da artırabilir.

Tecavüz Sonrası Terapi Süreci

Cinsel saldırı sonrasında terapi, kişinin yaşadığı olayın etkilerini anlamlandırmasına, güvenlik duygusunu yeniden geliştirmesine ve kendisini suçlayan düşünceleri değerlendirmesine yardımcı olabilir.

Travma terapisi doğrudan olayın bütün ayrıntılarının anlatılmasıyla başlamak zorunda değildir. Öncelikle kişinin mevcut güvenliği, duygusal dayanıklılığı ve günlük hayatını sürdürebilme kapasitesi değerlendirilir.

Kişi hala saldırganın tehdidi altındaysa veya kendine zarar verme riski bulunuyorsa öncelik güvenliğin sağlanmasıdır. Daha sonra tetikleyicileri tanıma, bedensel tepkileri düzenleme ve zorlayıcı duygularla baş etme becerileri üzerinde çalışılabilir.

Terapide kişinin yaşadığı her ayrıntıyı hemen anlatması gerekmez. Sağlıklı bir travma terapisi, kişinin kontrol duygusunu yeniden kazanmasına yardımcı olmalı ve onu hazır olmadığı bir yüzleşmeye zorlamamalıdır.

EMDR Terapisi Cinsel Travmada Nasıl Kullanılır?

Tecavüze Uğradım EMDR EMDR, travma sonrası stres belirtilerinin tedavisinde kullanılan psikoterapi yöntemlerinden biridir. Türkçede “Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme” olarak adlandırılır.

EMDR terapisinde kişi travmatik anının belirli bir bölümüne, bu anıyla bağlantılı olumsuz düşüncelere veya bedensel duyumlara odaklanırken çift yönlü uyarımlardan yararlanılabilir. Bu uyarımlar göz hareketleri, sesler veya hafif dokunsal uygulamalar biçiminde olabilir.

Tedavinin amacı yaşanan olayı unutturmak değildir. Amaç, travmatik anının bugün de devam ediyormuş gibi hissedilmesine neden olan yoğun duygusal ve bedensel yükün azalmasına yardımcı olmaktır.

EMDR her danışana aynı biçimde uygulanmaz. Terapinin kişinin güvenlik durumu, belirtileri ve hazır oluşuna göre planlanması gerekir. Bu nedenle uygulamanın EMDR ve travma alanında eğitimli bir ruh sağlığı uzmanı tarafından yürütülmesi önemlidir.

Travma Odaklı Bilişsel Davranışçı Terapi

Travma odaklı bilişsel davranışçı yaklaşımlar, cinsel saldırı sonrasında ortaya çıkan suçluluk, utanç ve değersizlik düşüncelerinin ele alınmasına yardımcı olabilir.

“Benim yüzümden oldu”, “Bedenim tepki verdiğine göre ben de istedim”, “Artık kimseye güvenemem” veya “Ben kirlendim” gibi düşünceler travmanın etkisiyle güçlenebilir.

Terapi sürecinde bu düşünceler saldırının gerçek sorumluluğu, rızanın anlamı ve bedenin istemsiz tepkileri doğrultusunda yeniden değerlendirilir. Amaç kişiyi zorla olumlu düşündürmek değil, yaşananları daha gerçekçi ve adil bir çerçevede anlamlandırmasına yardımcı olmaktır.

Kişi zamanla saldırının kendi hatasından kaynaklanmadığını, bedeninin kendisine ihanet etmediğini ve sorumluluğun saldırgana ait olduğunu kabul etmeye başlayabilir.

Travma Sonrası İyileşme

Travmadan iyileşmek, yaşananları unutmak veya artık hiçbir zaman üzülmemek anlamına gelmez. İyileşme, olayın kişinin bütün hayatını ve kimliğini belirlemesini engelleyen bir süreçtir.

Kişi zamanla bedeniyle yeniden güvenli bir ilişki kurabilir, sınırlarını fark edebilir, tetikleyicilerini tanıyabilir ve ilişkilerinde kendisini daha iyi koruyabilir. Geçmiş tamamen silinmese bile, bugünkü hayat üzerindeki etkisi azalabilir.

Bu süreç her zaman doğrusal ilerlemez. Bazı dönemlerde belirtiler azalırken bir haber, mahkeme süreci, yıldönümü, ilişki veya başka bir tetikleyici eski duyguları yeniden harekete geçirebilir. Belirtilerin geçici olarak artması, terapinin başarısız olduğu veya bütün ilerlemenin kaybolduğu anlamına gelmez.

İyileşme süresi kişiden kişiye değişir. Herkes aynı hızda toparlanmak veya aynı yöntemden yarar görmek zorunda değildir.

Travma Sonrası Büyüme

Tecavüze Uğradım İyileşme Bazı kişiler yaşadıkları travmanın ardından zaman içinde kendi güçlerini, sınırlarını ve ihtiyaçlarını daha iyi tanımaya başlar. İlişkilerini yeniden değerlendirir, yaşam önceliklerini değiştirir veya başka insanlara destek olmayı amaçlayan çalışmalar içinde yer alabilir.

Bu süreç psikolojide travma sonrası büyüme olarak adlandırılır.

Travma sonrası büyüme, travmanın yararlı veya gerekli olduğu anlamına gelmez. Hiç kimse güçlenmek için cinsel saldırıya maruz kalmak zorunda değildir. Ayrıca her mağdur yaşadığı olaydan bir anlam çıkarmak veya travma sonrasında daha güçlü bir insan olmak zorunda da değildir.

Bazı kişiler travmadan sonra yeni bir yaşam amacı geliştirirken bazıları uzun süre yalnızca kendisini güvende hissetmeye ve günlük hayatını sürdürmeye odaklanabilir. Her iki süreç de geçerlidir.

Travma sonrası büyüme, travma belirtilerinin tamamen ortadan kalktığı anlamına da gelmez. Kişi bir yandan yaşamında yeni anlamlar geliştirirken diğer yandan bazı travma belirtileriyle mücadele etmeye devam edebilir. Travma sonrası büyüme herkesin yaşaması gereken bir sonuç değildir.

Tecavüzün Sorumlusu Kimdir?

Cinsel saldırıya maruz kalan kişi, saldırı sırasında direnememiş, donup kalmış veya bedensel tepki vermiş olabilir. Olayı hemen anlatmamış, saldırganı tanıyor veya daha önce onunla yakınlaşmış olabilir.

Bunların hiçbiri saldırganın sorumluluğunu azaltmaz.

Rıza olmadan gerçekleştirilen cinsel davranışların sorumluluğu, bu davranışları gerçekleştiren kişiye aittir. Cinsel saldırı mağdurunun yaşadığı suçluluk ve utanç duygusu anlaşılabilir olsa da gerçek bir suçun kanıtı değildir.

Bedenin saldırı sırasında verdiği tepkiler kişinin rızasını, isteğini veya karakterini belirlemez. Beden o anda otomatik biçimde tepki vermiştir. Bu tepki, yaşanan şiddetin niteliğini değiştirmez.

Destek Almak

Cinsel saldırı sonrasında psikolojik destek almak, yaşananların etkilerini anlamlandırma ve hayatın kontrolünü yeniden kazanma sürecinde önemli olabilir. Travma alanında çalışan bir psikiyatrist, klinik psikolog veya psikoterapistten destek alınabilir.

Türkiye’de devam eden bir tehlike veya acil yardım ihtiyacı bulunuyorsa 112 Acil Çağrı Merkezi’ne başvurulabilir. ALO 183 Sosyal Destek Hattı üzerinden bilgi ve yönlendirme talep edilebilir. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri, sağlık kuruluşları, barolar, kolluk birimleri ve savcılıklar da başvurulabilecek kurumlar arasındadır.

Kendine zarar verme düşünceleri bulunan kişinin yalnız kalmaması, güvendiği birine ulaşması ve en yakın sağlık kuruluşundan acil destek istemesi önemlidir.

Cinsel saldırı sonrasında ortaya çıkan suçluluk, utanç, bedensel tepkiler ve travma belirtileri kişinin suçlu olduğunu göstermez. Yaşananların sorumluluğu saldırgana aittir. Profesyonel destekle travmanın etkilerini azaltmak, güven duygusunu yeniden geliştirmek ve hayatın kontrolünü tekrar ele almak mümkündür.

Picture of Psikolog Club

Psikolog Club

Psikolog Club - Psikoloji üzerine bilgiler ve psikologların görüşleri

Hayat Paylaştıkça Güzel

Yazımızı paylaşın

Bildiri Gönder
Bildir
guest

0 Yorum
0
Düşüncelerini paylaş, lütfen yorum yap.x

Psikolog Club Facebook